Geçenlerde bir doktorun (phd) hakemli dergide yayınlanan yayınında AI kullandığı ortaya çıktı. Meğer AI’nin referans olarak verdiği kaynak hiç var olmamış, hayal gücü imiş. Koskoca(!) akademisyen kaynaklara gideyim de bir bakayım bile dememiş. Derginin editörleri de dememiş.
Okulda bir ödevimizde pdf yönergesinde absraction yani soyutlama yapılması apaçık yazılmışken, yani bir fonksiyonun nasıl davranması gerektiği yazılmışken bunu anlamayan hatta bilmeyen bir sürü kişi ödevini o şekilde teslim etti. Daha doğrusu AI’nin ne yazdığını bile kontrol etmediler.
Hepimizin hayatındaki bu örnekler gün giderek artıyor. Sosyal medyayla beraber ilgi hastalığına yakalanan bir nesildik. Hareketlerimiz dünya görüşümüz sosyal medyaya göre şekilleniyordu. Bir insan grubu kendi çıkarları için herkesi istediği gibi düşündürtüyortu. Fakat en azından propaganda odakları tarafından şekilleniyorduk, insanlar tarafından. Şimdi de en ufak bilgiyi bile teyit etmeyen, sorgulamayan, AI’yi yarı-tanrı kabul eden bir nesil mi geliyor? Bu çılgınlığı denetleyecek herhangi bir kişi kurum kuruluş yok mudur? Nöroaktivitemiz gün geçtikçe azalacak mı? Doğru nedir? Madem algoritma kökenli davranışlar sergiliyoruz artık insanlara gerek var mı? Günden güne LLM’lerin yazdıkları insana benzerken, insanların yazdıkları da LLM’lerinkine benzediğini söyleyenler de var. Yani LLM’lerin kullandığı dil artık bizim normumuz olmaya başlıyor. Fark kapanıyor. İnsan nedir?