Etiket: yapay zeka

  • Bizi değerli kılan nedir: üretebilmek mi?

    İnsanı insan yapan nedir sizce? Neden hayvandan farklıyız? Bir şeyler mi üretebiliyoruz, yoksa bilişsel aktivitemiz yüksek diye mi? Peki bir makine üretirsen ve bilişsel aktivitesi bizimkinden yüksek olmayı başarırsa bizim değerimiz ne olur? Hala değerli bir varlık mı oluruz özübaşımıza, yoksa evren imparatorluğunu teslim mi ederiz? Diyelim ki bu makine yaptığımız her işi bizden daha iyi yapabiliyor ve bir kere yapılmış. Ölmüyor. Bizden daha çok imkanı hakeder miydi? Mesela bu makine 1 milyar insanın suyunu harcayacak ama 1 milyar insanın yapabildiğinden fazla net iş çıkarabilecek. Bu durumda o 1 milyar insanın ölmesine izin verir miydiniz?

    Bir de böyle bir durumda mevcut sistemlerin en baştan yeniden inşaa edilmesi gerekir. Bankacılıktan tutun kriptoya oradan siyasi yönetime. Merak ediyorum bir maymun bizden aşağı görülüyor, ama bu maymunun belirli bir bilişsel kapasitesi var duygu desen duyguları da var bir ölçüde. Kaldı ki duygular kimyasal. Süper muazzam harika kuantum fevkalade bir makine inşaa edersek hala değerli olacak mıyız, cevabınız evetse neden şuan kendimizi evrenin merkezinde konumlandırdığınızı sorgulamanız gerekebilir.

  • Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?

    Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi bilir sorusu üzerinde yıllardır tartışılır. Son yıllara kadar ben de cevabını bilmiyordum. Fakat sanıyorum 2000’lerden sonra bu sorunun cevabı bazı değişimlere uğradı.

    İlk olarak internet devrimiyle beraber bilgilere ulaşım ciddi biçimde kolaylaştı. Kitaplar, makaleler avcumuzun içine geldi. Öyle ki dedelerimin öğrenebilmek için milyon verebileceği bilgilere şimdi “maruz kalıyorum” ve hiç de umrumda olmuyor. Öyle bir şımarıklık içine girdik.

    Daha sonrasında sosyal medya devrimi oldu. Haber siteleri yerini haber sayfalarına bıraktı. Bloglar, forumlar öldü. Artık düşüncelere de çok kolay biçimde ulaşabiliyorduk. Fakat her şey beklendiği gibi gitmedi, bilgi paylaşımı kolaylaştıkça yanlış bilgi paylaşımı da kolaylaştı. İnsanlar neye inanacağını bilemez oldu. Bireylerin zihni bazı kontrol grupları ve kişiler tarafından yönlendirilmeye başlandı. Öyle ki tüm politik fikirlerini tiktoktan edinen bir kitlemiz ve bu kitleye içerik üretenler var. Ve bu içerik üretenlerin ideolojileri yabancı forumlara dayanıyor. Evet, Türk mizahı dediğimiz şe yaslında adi bir çeviri. Ve bu ideoloji pompasının kaynağı kim hala bilmiyoruz.

    Sosyal medyadaki irili ufaklı sayfaların aynı şeyi art arda paylaştığını görmüşsünüzdür. Ya da aynı gönderinin belirli aralıklarla tekrar atıldığının. Bir raporda Kanadadaki komplo teorilerinin %70’inin arkasında 100 kullanıcı olduğu tespit edilmiş. Hal böyle iken neye inandığınızı, inandığınızız doğruluğunu anlayabiliyor musunuz? Yoksa bir çukurun içinde ne atılırsa yutan birer balık mısınız?

    İşte tam bu noktada artık çok okuyan çok bilmez bence. Neyi okuduğu, nasıl okuduğu da bir o kadar önemlidir. Sen sanarsın ki tüm X ırkından insanlar kötüdür. X ırkının erkekleri şöyledir kadınları şöyledir. Ama orada 2 yıl yüksek lisansa gittiğinde anlarsın ki X ırkıyla ilgili bildiklerin, daha önce hiç X ülkesinde yaşamamış birinden kaynaklanmış. Peki sizce bu sorunun cevabı ne ve Yapay zeka devrimiyle beraber bu soru nereye doğru gidecek…

    Çok Gezen mi Bilir Çok Okuyan mı?
    Lütfen seçim yapın.
    This field is required.
  • Yapay zeka bizi aptal mı yapıyor?

    Geçenlerde bir doktorun (phd) hakemli dergide yayınlanan yayınında AI kullandığı ortaya çıktı. Meğer AI’nin referans olarak verdiği kaynak hiç var olmamış, hayal gücü imiş. Koskoca(!) akademisyen kaynaklara gideyim de bir bakayım bile dememiş. Derginin editörleri de dememiş.

    Okulda bir ödevimizde pdf yönergesinde absraction yani soyutlama yapılması apaçık yazılmışken, yani bir fonksiyonun nasıl davranması gerektiği yazılmışken bunu anlamayan hatta bilmeyen bir sürü kişi ödevini o şekilde teslim etti. Daha doğrusu AI’nin ne yazdığını bile kontrol etmediler.

    Hepimizin hayatındaki bu örnekler gün giderek artıyor. Sosyal medyayla beraber ilgi hastalığına yakalanan bir nesildik. Hareketlerimiz dünya görüşümüz sosyal medyaya göre şekilleniyordu. Bir insan grubu kendi çıkarları için herkesi istediği gibi düşündürtüyortu. Fakat en azından propaganda odakları tarafından şekilleniyorduk, insanlar tarafından. Şimdi de en ufak bilgiyi bile teyit etmeyen, sorgulamayan, AI’yi yarı-tanrı kabul eden bir nesil mi geliyor? Bu çılgınlığı denetleyecek herhangi bir kişi kurum kuruluş yok mudur? Nöroaktivitemiz gün geçtikçe azalacak mı? Doğru nedir? Madem algoritma kökenli davranışlar sergiliyoruz artık insanlara gerek var mı? Günden güne LLM’lerin yazdıkları insana benzerken, insanların yazdıkları da LLM’lerinkine benzediğini söyleyenler de var. Yani LLM’lerin kullandığı dil artık bizim normumuz olmaya başlıyor. Fark kapanıyor. İnsan nedir?

  • İnsan insan kaynakları mı yapay insan kaynakları mı?

    İş ilanı açmak, alım mülakatı yapmak, maaş skalasını ayarlamak, işçi performansını izlemek, gerekli eğitimleri düzenlemek, özlük haklarını düzenlemek bunlar bir ik’nın temel sorumlulukları değil mi? 20 yıl öncesinde bunları yapabilmek belki süper bir şey olabilir, 10 yıl öncesinde de yetenek isteyen bir şey olabilir. Fakat şuan belirli prosedürleri uygulamaktan bir farkı var mı? Ya da patronun kendi yapmak istemediği işten çıkarmaları yapan “kötü robot” olmaktan ne farkı var?

    Madem öyle, gerçekten bir robot kullansak güzel olmaz mı? İş ilanlarını açan bir AI, insandan daha iyi olur. Alım mülakatını yaparken, en azından, teknik konularda bilgi sahibi bir AI kullanmak, hiç bilmediği konularda eleme yapan eşit ağırlıkçı kullanmaktan daha verimli olabilir. Kişisel verilerle ilgili endişelere de kulak verilerek toplumla uyumlu bir performans izleme sistemi de pekala kurulabilir. Bu sistemi de mühendisler inşa edebilir. Ki bu konuda bir çok ai’nin çıktığını da ufak bir araştırmayla bulabildim. Kim bilir belki bu sefer layoff olacak olan insan kaynaklarıdır.