Peki gerçekten öyle mi? Tüm harcamalarımızı kredi kartıyla yapsak ve her an izlensek ne olurdu? Suçlular paralarını harcayamaz, hırsızlıklar olmaz, vergiler tıkır tıkır ödenirdi heralde. Değil mi? Değil. Belki birkaç küçük işletme bundan etkilenirdi. Fakat bence ne yazık ki suç bir yolunu bulurdu.
Sormak istiyorum: Güvenlik kaygısıyla özgürlüğünüzün ne kadarından vazgeçersiniz?
Çin’de çeşitli sosyal kredi mekanizmaları var; kamu kayıtları ve bazı davranış verileri analiz ediliyor. Amerika’da sigorta şirketleri ve ticari aktörler müşterilerin harcama ve sosyal medya etkinliklerinden yararlanarak risk profili çıkarıyor. Her iki uçta da gözetim ve değerlendirme pratikleri mevcut. Ancak kontrolü kimde olacak, sınırı kim belirleyecek? Ne kadar izlenilmeye razısınız?

Telefonunuzdan anlık konumunuz izlense; alışkanlıklarınızın dışına çıktığınızda bir algoritma polise haber verse yılda kaç suçu engellerdik? İster miydiniz?
Biraz daha ileri gidelim. Caddeler kameralarla dolup taşsa.. Her vatandaşın ne yaptığı, ne aldığı, kiminle buluştuğu hatta ne konuştuğu kaydedilip analiz edilseydi razı olur muydunuz?
Bahsettiklerim distopik, geçmişten ya da gelecekten gelen durumlar değil. Bunları ve daha fazlasını yapabilecek iki şeyimiz de hazır:
- Her şeyi kaydedip yorumlayabilecek güç. (Yapay zeka)
- Bunu yapmayı arzulayan güç.
Geriye tek bir nokta kalıyor: güvenlik-özgürlük sınırını nereye çizeceğine karar verecek bir halk.
“Tek yapabileceğiniz, o birkaç kübik santimetre kafatasının içindekilerdi. Ve hatta orası bile sizin değildi.”
-1984
Bir yanıt yazın