Bu sene blackmirror’un 7. sezonu yayınlandı. Biraz üzerine konuşmak, yorum yapmak ya da analiz etmek istiyorum siz ne derseniz. Gerçi sadece ilk bölümü izledim. Ama içimde bir kıvılcım oluşmasına yetti. Bundan sonra sadece ilk bölüm için geçerli ufak spoiler olabilir.
Bir çiftimiz var. Hanım kızımızın beyin ölümü gerçekleşiyor. Bir de şirket var. Mucizevi bir şekilde beyinden backup alıyorlar. Sonra kafatasının içine sentetik madde yerleştirip backup yani yedeği geri yüklüyorlar. Üstelik ameliyat ücretsiz. Fakat bunun bir bedeli var, aylık abonelik. Bir süre her şey güzel gidiyor, sonra beklenen şey geliyor: reklamlar. Evet kadın gerçekten reklam söylüyor, ve her geçen gün artıyor. Sonuç mu: üst aboneliğe geç.
İşçe içimde kıvılcımlar oluşturan buydu. 10 yıl önce hangi hizmetlere aylık ödeme yapıyorduk. Şimdikinden daha azına. Peki 10 yıl sonra, muhtemelen şimdikinden daha fazlasına . Sadece almaya muhtaç(!) olduğumuz ürün artsa iyi, fiyatlar da artıyor. Hem de daha kötü hizmet alıyoruz. Ya da aynı kalite ve üstü hizmet için daha çok para isteniyor. Yani biz aynı muz vermek daha az elma almak. Ya da daha çok muz verip aynı elmayı almak. Peki gerçekten sormak istiyorum. Biz istemesek bu absürt zamları yapabilirler mi? İstememenin 2 çeşit yolu olur. Birincisi devlet eliyle regüle etmek -ki bunu kraldan çok kralcılar istemeyecek- ya da toplumca almamak. Satacak birini bulamazsan ürününün ne kıymeti var ki?
Zamana karşı filminde olduğu gibi ya da blackmirror’un yedinci sezonunun ilk bölümünde olduğu gibi bu -artık-maliyeti bile olmayan hizmetlerin ücretsiz olması gerektiğini ne zaman idrak edeceğiz. Tüm dünyanın aynı anda tok olabileceğini ne zaman anlayacağız. Gerçekten ölümle burun buruna geldiğimizde mi? Yoksa daha önce mi?
Bir yanıt yazın