Kategori: Genel

  • If we do not need to work, then what?

    Human brains get satisfied by eating, drinking, loving but more by succeeding at something. I dream of a future we don’t need to work in. Who doesn’t, right? Thanks to this new world, we would focus on what makes us happy. But there are some doubts about how it will be. Will we be alive –not like slaves– without working? And also, there are many doubts about how we spend our time after all this freedom.

    First of all, there is something known: doing nothing is harmful for us, for our brain, our hormones. And if we have to do something and it isn’t the working then what is? Do we consume social media’s contents? Do we eat hamburgers all the time? Unfortunately, I don’t think that it is sustainable.

    Secondly, we know antisocials tend to commit hate- violence crimes. Like bully teenagers, will we argue with each other with half sleepy mood. Is it only me who thinks we are going to bad days like the start and the middle of the 20th century.

    Considering that algorithms and media are really controlling our ideas, exposure to that hate speech might cause many conflict-war ranging from little to big, civil to world. I hope we can use technology to make us happier, richer under the peaceful world regime .

  • AI will make everyone jobless but tiktokers

    We hear layoff news more frequently day by day. In my opinion it is not only caused by AI tools. Actually it depends on the new post-covid era of the world. Will it steal our jobs, who will still stay? In my book, the survivors will be the stupidest ones.

    Firstly, system needs someone to use it and spend it. But after Mark Zuckerberg, the system has one more need: creating for it. It bears out my book. No one can earn money if no one spends time on social platforms.

    Then, we know content producors can earn money by disgracing themselves. As seen, not only by tiktok dancing, people make themselves “public”, make themselves “content” by oversharing their homes, their lives and even their bodies.

    70% of OnlyFans creators generate less than $100 per month (worldmetrics)

    And we cannot really say they could make money. Does the new world give “coin” to only survive by spending from their honor balance? -people are willing to do it- Are we crazy? And why are talent-education based jobs (white collar jobs) losing their popularity. Losing their opportunities that give a chance to poor but smart kids to have better life. After middle class genocide, what if a physical labors genocide starts. Then what will remain to do? I can hear the sound of water. The sound of boiling water… That notifies us of post modern slavery.

  • Temu’dan alışveriş yasak, aracıların bize kazığı!

    Temu, aliexpress, amazon ve daha nicesi. Yerli esnafın 1 dolara aldığı ürünü 10 dolara satmasına karşın alınan bir eylemdi. Bir itiraz idi. Sadece bununla da kalmıyor, eski teknolojik aletlerin parçalarının temini ancak bu şekilde yapılabiliyordu. Argenin, özellikle düşük bütceli argelerin can kurtaranıydı. Bugün resmi gazete ilanına göre yurt dışından ürün, kargo getirmek eskisi gibi değil. Yurt dışından alışveriş limiti 0 euro ya düşürüldü. Yani temudan alacağınız basit bir süpürge yedek parçası onbinlerce lira gümrük masrafına neden olabilir.

    Bu durum şu tartışmayı yeniden körüklüyor? Her şeyi kendimiz üretebilir miyiz? Ne kadar fiyata üretiriz? Halka seçim yapma özgürlüğü verilmeli mi? Belli ki verilmemeli kararı verilmiş. Bu durum büyük şirketlerden küçük esnafta bir kazanç artışına sebep olabilir. Belli ki bu tercih edilmiş.

    Peki siyaset dışında bu durumu düzeltmenin, tedavi etmenin bir yolunu bulamaz mıyız? Bu durumda neler pahalanabilir, plastik figürler, yedek parçalar, ev dekorasyonu, telefon aksesuarları, çin işi kıyafetler. Bence derhal bunların evde üretimine başlamalıyız. Derhal kendi kalıbınızı çıkarın, kendi tasarımlı kıyafetinizi ürettirin. Hemde bunu evinizde yapın, gereksiz masraflardan kaçının. Derhal 3D yazıcı alın telefon tutacağı üretin. Özel tasarım baskılar ile yedek parça üretin. Unutmayalım halkın pastada ne kadar payı büyürse bu durumdan o kadar karlı çıkarız.

  • Blackmirror 7. sezon incelemesi

    Bu sene blackmirror’un 7. sezonu yayınlandı. Biraz üzerine konuşmak, yorum yapmak ya da analiz etmek istiyorum siz ne derseniz. Gerçi sadece ilk bölümü izledim. Ama içimde bir kıvılcım oluşmasına yetti. Bundan sonra sadece ilk bölüm için geçerli ufak spoiler olabilir.

    Bir çiftimiz var. Hanım kızımızın beyin ölümü gerçekleşiyor. Bir de şirket var. Mucizevi bir şekilde beyinden backup alıyorlar. Sonra kafatasının içine sentetik madde yerleştirip backup yani yedeği geri yüklüyorlar. Üstelik ameliyat ücretsiz. Fakat bunun bir bedeli var, aylık abonelik. Bir süre her şey güzel gidiyor, sonra beklenen şey geliyor: reklamlar. Evet kadın gerçekten reklam söylüyor, ve her geçen gün artıyor. Sonuç mu: üst aboneliğe geç.

    İşçe içimde kıvılcımlar oluşturan buydu. 10 yıl önce hangi hizmetlere aylık ödeme yapıyorduk. Şimdikinden daha azına. Peki 10 yıl sonra, muhtemelen şimdikinden daha fazlasına . Sadece almaya muhtaç(!) olduğumuz ürün artsa iyi, fiyatlar da artıyor. Hem de daha kötü hizmet alıyoruz. Ya da aynı kalite ve üstü hizmet için daha çok para isteniyor. Yani biz aynı muz vermek daha az elma almak. Ya da daha çok muz verip aynı elmayı almak. Peki gerçekten sormak istiyorum. Biz istemesek bu absürt zamları yapabilirler mi? İstememenin 2 çeşit yolu olur. Birincisi devlet eliyle regüle etmek -ki bunu kraldan çok kralcılar istemeyecek- ya da toplumca almamak. Satacak birini bulamazsan ürününün ne kıymeti var ki?

    Zamana karşı filminde olduğu gibi ya da blackmirror’un yedinci sezonunun ilk bölümünde olduğu gibi bu -artık-maliyeti bile olmayan hizmetlerin ücretsiz olması gerektiğini ne zaman idrak edeceğiz. Tüm dünyanın aynı anda tok olabileceğini ne zaman anlayacağız. Gerçekten ölümle burun buruna geldiğimizde mi? Yoksa daha önce mi?

  • Yapay zeka bizi aptal mı yapıyor?

    Geçenlerde bir doktorun (phd) hakemli dergide yayınlanan yayınında AI kullandığı ortaya çıktı. Meğer AI’nin referans olarak verdiği kaynak hiç var olmamış, hayal gücü imiş. Koskoca(!) akademisyen kaynaklara gideyim de bir bakayım bile dememiş. Derginin editörleri de dememiş.

    Okulda bir ödevimizde pdf yönergesinde absraction yani soyutlama yapılması apaçık yazılmışken, yani bir fonksiyonun nasıl davranması gerektiği yazılmışken bunu anlamayan hatta bilmeyen bir sürü kişi ödevini o şekilde teslim etti. Daha doğrusu AI’nin ne yazdığını bile kontrol etmediler.

    Hepimizin hayatındaki bu örnekler gün giderek artıyor. Sosyal medyayla beraber ilgi hastalığına yakalanan bir nesildik. Hareketlerimiz dünya görüşümüz sosyal medyaya göre şekilleniyordu. Bir insan grubu kendi çıkarları için herkesi istediği gibi düşündürtüyortu. Fakat en azından propaganda odakları tarafından şekilleniyorduk, insanlar tarafından. Şimdi de en ufak bilgiyi bile teyit etmeyen, sorgulamayan, AI’yi yarı-tanrı kabul eden bir nesil mi geliyor? Bu çılgınlığı denetleyecek herhangi bir kişi kurum kuruluş yok mudur? Nöroaktivitemiz gün geçtikçe azalacak mı? Doğru nedir? Madem algoritma kökenli davranışlar sergiliyoruz artık insanlara gerek var mı? Günden güne LLM’lerin yazdıkları insana benzerken, insanların yazdıkları da LLM’lerinkine benzediğini söyleyenler de var. Yani LLM’lerin kullandığı dil artık bizim normumuz olmaya başlıyor. Fark kapanıyor. İnsan nedir?

  • İnsan insan kaynakları mı yapay insan kaynakları mı?

    İş ilanı açmak, alım mülakatı yapmak, maaş skalasını ayarlamak, işçi performansını izlemek, gerekli eğitimleri düzenlemek, özlük haklarını düzenlemek bunlar bir ik’nın temel sorumlulukları değil mi? 20 yıl öncesinde bunları yapabilmek belki süper bir şey olabilir, 10 yıl öncesinde de yetenek isteyen bir şey olabilir. Fakat şuan belirli prosedürleri uygulamaktan bir farkı var mı? Ya da patronun kendi yapmak istemediği işten çıkarmaları yapan “kötü robot” olmaktan ne farkı var?

    Madem öyle, gerçekten bir robot kullansak güzel olmaz mı? İş ilanlarını açan bir AI, insandan daha iyi olur. Alım mülakatını yaparken, en azından, teknik konularda bilgi sahibi bir AI kullanmak, hiç bilmediği konularda eleme yapan eşit ağırlıkçı kullanmaktan daha verimli olabilir. Kişisel verilerle ilgili endişelere de kulak verilerek toplumla uyumlu bir performans izleme sistemi de pekala kurulabilir. Bu sistemi de mühendisler inşa edebilir. Ki bu konuda bir çok ai’nin çıktığını da ufak bir araştırmayla bulabildim. Kim bilir belki bu sefer layoff olacak olan insan kaynaklarıdır.