Kategori: Genel

  • Günahlarımız biliniyor. 2000 sonrası doğduysanız..

    Bizden önceki neslin ne yaptığını biliyor musunuz? Emin olun ortalama bir gençten çok daha kötü şeyler. O küçücük köy yerinde bile birbirlerine-kendilerine ettikleri zulümleri duysanız şaşırırdınız. Fakat bunların hiçbiri ne dava konusu oldu ne de bir yerde karşılarına çıktı. İşe girerken kimse necisin demedi. Yaptıkları kendilerine karşı hiç kullanılmadı.

    Fakat bizim için durum böyle değil. Benim gibi ilk blogunuzu 10 yaşında açtıysanız, muhtemelen internetin sizin hakkında bildikleri, sizin kendiniz hakkında bildiklerinizden fazladır. Ne sevdiğiniz, ne düşündüğünüz, ne hissettiğiniz hepsi kayıt altında. Ve bu verileriniz sadece öyle istihbarat servislerinin bulabileceği bir yerde tutulmuyor. Lise talebesi biri bile size ulaşabiliyor. Devlet ulaşabiliyor. Hatta işvereniniz ulaşabiliyor.

    Geçenlerde bir video gördüm. Bir şirkette üst düzey yöneticilik yapan biri gerile gerile anlatıyordu, işe alacağımız kişinin tüm internet geçmişini inceleriz. Önceden bu işlem Türkiye’de yapılamıyordu ama şimdi yapılıyor diye de ekliyor. Evet aylık 50 bin alıp gecelere kadar çalışacağınız işe girerken 10 yıl önce girdiğiniz web sitesinden instagramda yaptığınız yorumlar incelenebilir. İşe girmemenize hatta daha da kötüsü işe-mevki-makama alınıp şantaj ile normalde yapmayacağınız şeyler yapmaya zorlanabilirsiniz. İşte bu kendi zihnimizde bile özgür olamadığımız, ayrı birer birey olamadığımız bir geleceğin ta kendisi. Öyle iz bırakmaya o kadar alıştık ki, artık bir kamuya açık bilgiyiz, artık sadece bir veri yığınıyız, bir insan değil. Tabii birilerine göre..

  • İnsanlık ne zaman sona erer: pluribus dizisi

    Breaking Bad’in yaratıcısı Vince Gilligan yeni bir işe imza atmış: PLUR1BUS dizisi. İlk iki bölümü izlerken aklıma birkaç soru geldi. Eğer bir virüs yayılsaydı da gerçekten tüm insanlık tek bilinç olsaydı insan varlığı evrende sona ermiş diyebilir miydik? Yoksa yaşayan biyolojik insanlar hala insan mı sayılırdı. Türlere doku, sinir, gen olarak var ya da yok demiyor muyuz? İnsanı insan yapanı ise bilişsel aktivite olarak kabul ediyoruz. Peki bilişsel aktivite olsaydı ama irade olmasaydı? Pluribusta aynen öyle oluyor. En azından ilk iki bölüm için. Dünyada roket inşaa ediyorlar, cerrahi ameliyatlar yapıyorlar. Uzaydan bakan biri için barışçıl gelişmiş bir tür ama hepsi diğerinin bilincini paylaşıyor ve hepsi bir bilinç. Sizce hala insan diyebilir miyiz? Ya da tam tersi olsaydı tüm irademiz ve bilincimizle makineye aktarılsaydık ve biyolojik olarak son bulsaydık… Fakat biz hala biz olarak kalsaydık, bilgisayarlar içinde. Hangisi daha insancıl olurdu? İkisinde de bilişsel aktiviteler var. Fakat birinde beden var gen var üreme var diğerinde de irade var insancıl hatalar var. Bence artık şunu sorgulayacağımız bir çağa giriyoruz: insanı insan yapan nedir?

  • Sigorta, yol, yemek ücreti bir de chat-gpt isterim

    Bundan 10 yıl önce Netflix aboneliklerimiz yoktu, ondan da 10 yıl önce internet aboneliklerimiz yoktu. Günümüzden 10 yıl ileriye ışınlanmış olsaydım belki buraya başka “yoktu”lar eklerdim. Mesela ilerde herkesin LLM modeli aboneliği çok mu uzak? Şimdilerde sadece öğrenciler ve genç kitlenin kullandığı chat-gpt, gemini premium paketleri ilerde herkesin kullandığı bir norm haline gelebilir diyorum. Tüketim alışkanlıklarımız sürekli değişiyor, daha çok ve daha farklı tüketiyoruz. Bu farklılıklar da hayatımızın her noktasında kendini gösteriyor. İlişkilerimizde, alışverişimizde.. Sanıyorum bu değişiklikler iş hayatımıza da yansıyacak.

    İşe girerken bir takım taleplerimiz var değil mi? Bir maaş, yol ve yemek ücreti, özel sağlık sigortası bir de şirket aracı olursa tadından yenmez. Buna artık macbook tesisi de eklendi diyebiliriz. Peki başka ne eklenebilir?

    Yakın zamanda Open AI’nin sunduğu atlas aracıyla internette sörf yapabiliyoruz. Şimdi de aynı sohbet içinde birden fazla kullanıcı bulunabilecek, beraber bir şeyler sorabilecek. Belki topluca akıl yürütecekler belki de ar-ge’yi chat-gpt üzerinden yapacaklar. Tüketim alışkanlıklarımızın değiştiğini, ihtiyaçlarımızın fazlalaştığını anlatmıştım. Sanıyorum çok yakın bir gelecekte iş mülakatından hangi LLM modelinin premium paketini veriyorsunuz diye sormak bir norm haline gelecek. Winrar’ı hatırlıyor musunuz? Bedavaya .zip’lediğimiz, her seferinde abone ol sayfasını çarpıya basarak kapattığımız uygulama. Belki de winrar’daolduğu gibi sadece şirketler LLM aboneliği alacak. Belki de bu sayede artık Open AI zarar etmeyecek, belki de bu sayede bireysel kullanıcılar standart bir paket için artık ücret ödemeyecek. Gelecek için çok heyecanlıyım fakat elbette gelecek.

  • Hani güvende olacaktık: teknoloji ve kontrol yanılsaması

    Hani güvende olacaktık: teknoloji ve kontrol yanılsaması

    Nakit parayı yasaklarsak vergi kaçıranlar yakalanır arkadaşım.

    Peki gerçekten öyle mi? Tüm harcamalarımızı kredi kartıyla yapsak ve her an izlensek ne olurdu? Suçlular paralarını harcayamaz, hırsızlıklar olmaz, vergiler tıkır tıkır ödenirdi heralde. Değil mi? Değil. Belki birkaç küçük işletme bundan etkilenirdi. Fakat bence ne yazık ki suç bir yolunu bulurdu.

    Sormak istiyorum: Güvenlik kaygısıyla özgürlüğünüzün ne kadarından vazgeçersiniz?
    Çin’de çeşitli sosyal kredi mekanizmaları var; kamu kayıtları ve bazı davranış verileri analiz ediliyor. Amerika’da sigorta şirketleri ve ticari aktörler müşterilerin harcama ve sosyal medya etkinliklerinden yararlanarak risk profili çıkarıyor. Her iki uçta da gözetim ve değerlendirme pratikleri mevcut. Ancak kontrolü kimde olacak, sınırı kim belirleyecek? Ne kadar izlenilmeye razısınız?

    unnamed (1)

    Telefonunuzdan anlık konumunuz izlense; alışkanlıklarınızın dışına çıktığınızda bir algoritma polise haber verse yılda kaç suçu engellerdik? İster miydiniz?

    Biraz daha ileri gidelim. Caddeler kameralarla dolup taşsa.. Her vatandaşın ne yaptığı, ne aldığı, kiminle buluştuğu hatta ne konuştuğu kaydedilip analiz edilseydi razı olur muydunuz?

    Bahsettiklerim distopik, geçmişten ya da gelecekten gelen durumlar değil. Bunları ve daha fazlasını yapabilecek iki şeyimiz de hazır:

    • Her şeyi kaydedip yorumlayabilecek güç. (Yapay zeka)
    • Bunu yapmayı arzulayan güç.

    Geriye tek bir nokta kalıyor: güvenlik-özgürlük sınırını nereye çizeceğine karar verecek bir halk.

    “Tek yapabileceğiniz, o birkaç kübik santimetre kafatasının içindekilerdi. Ve hatta orası bile sizin değildi.”

    -1984

  • İş başvurusu standartı neden yok: harcanan vakit

    İş başvurusu standartı neden yok: harcanan vakit

    İş başvurusunu nereden yaparız, kariyer sitelerinden ya da şirketin kendi sitesinden. Her şirkete binlerce kişi başvuruyor, her kişi de onlarca şirkete başvuruyor. Her iş başvurusunda şirketin sitesine girip hesap açmanın daha sonra da 1 saat cv doldurmanın gereksiz bir zorluğu olduğu hepimizin kabulü. En akıllıca başvurunun şirkete uygun hazırlanmış, özenilmiş başvurular olduğu aşikar. Yoksa insan kaynakları binlerce başvuruyu nasıl seçecek, bazı otomatik elemeler ile. Karışık ve zahmetli dedik.

    Fakat bu karışıklık ve zahmetin içinde gerekli özenli başvurmayı yapabilmek ne kadar mümkün?

    Fakat bu karışıklık ve zahmetin içinde gerekli özenli başvurmayı yapabilmek ne kadar mümkün?

    Konuyla ilgili ufkunuzu açmak için bir örnek vereceğim. Üniversitede erasmus ile yurt dışına öğrenim hareketliliğine gidenler için hazırlanması gereken bir çok belge var. Önceden her üniversitenin formu farklıydı ve ona göre doldurman gerekiyordu. Fakat son yıllarda OLA yani çevrim içi öğrenim anlaşması sistemi kullanılıyor. Her üniversiteden her üniversiteye gitmek için kullanabilirsiniz. Bu sistem öğrencilere ne sunmuş oldu? Artık başvurmak istediğin okulun sitesine girip ona uygun öğrenim anlaşmasını doldurman gerekmiyor. Tüm okullara tek form ve tek sistem kullanılıyor. Kağıt, mail, veritabanı, sunucu maliyetlerinden tamamen tasarruf sağlanıyor. Her şeyin bir standartı oluştu ve çok daha basitleşti.

    Peki iş başvurularında neden hala bir standartlaşmaya gidemedik? Bir bankanın içindeki tüm cihazlar artık type-c kullanıyor ama o bankaya işe başvuracağında tabiri caizse:

    • Lightning (apple)
    • 3.5 mm Jack (yuvarlak kulaklık kablosu girişi)
    • PS/2(eskinin renk renk klavye, mause kabloları girişi)

    kullanmak zorunda olmaya benziyor. 10 ayrı bankaya hatta aynı bankadaki farklı departmanlara farklı formatta veri sunman gerekiyor. Halbuki -en azından- Türkiye içinde ortak işe alım cv platformu yayınlasak kötü mü olur? Diğer bütün kariyer siteleri ve şirketlerin kendi kariyer sayları doğrudan veri çekebilse kötü mü olur, bence olmaz. Şimdilik tarihe ve internete not düşelim, ufak yazıların görünür olabilmesi ihtimalini düşünerek bir şeylerin değişmesini umalım.

  • Göç Bireyi Kurtarır Ama Dünyayı Kurtarmaz: Asıl Sorun Başka

    Göç Bireyi Kurtarır Ama Dünyayı Kurtarmaz: Asıl Sorun Başka

    Başka bir hayatın mevcut hayatımızdan daha güzel olacağını hepimiz düşünmüşüzdür. Alternatif başka bir hayatın.. Kimisi için başka bir eşte, kimisi için başka bir işte ve çoğumuz için de başka bir ülkede. Varsayalım ki Türkiye’deki kaotik siyaset damarlarımıza işlemeseydi.. Yine de başka bir ülkede yaşamak isteyecek miydik? Bir sosyal medya platformundan mailime gelen şu bildirimden sonra bu soru üzerinde yoğunlaştım:

    I’m really grateful for the childhood Portugal offered me but it can’t give me a future and I have to be the one fighting for it, somewhere else.

    Yani bu genç arkadaş, Portekiz’in eşsiz yemeklerini, güneşini, dost canlısı kültürünü bırakırken mealen şu cümleleri kurdu.

    Portekiz’in sunduğu çocukluğum için minnettarım ama bana gelecek vadetmiyor. Geleceğim için başka bir yerlerde mücadele etmek zorundayım.

    Her gün dost meclislerinde bu cümleyi duymayanımız var mı? Demek ki Avrupa Birliği vatandaşı da olsan, gelir olarak daha üst seviyelerde olsan, ete balığa erişimin daha iyi de olsa, şehirlerini inşaat mafyası mahvetmemiş de olsa memnun olamayabilirsin. Ortalamanın biraz bile üstünde olanlar göçmek istiyor.

    Birileri Orta Asya Türki cumhuriyetlerinden, İran’dan Türkiye’ye göç etsinler. Türkler ise Türkiye’den Almanya’ya göç etsinler. Almanlar ise Almanya’dan İsviçre’ye göç etsinler.

    Peki kendi Atamızı, toprağımızı, yemeklerimizi, arkadaşlarımızı, ailemizi bırakıp gitmemiz her sorunu çözecek mi? Elbette bu şekilde her göçmen kendi standartını bir üst seviyeye çıkarabilir, doğru. Birey olarak evet fakat toplum olarak hiçbir şeyin düzeldiğini sanmıyorum. Yani genel olarak bu göçlerin amacı ne sorgulamamız gerekiyor. Göç alan ülkeler neden almak istiyor, neden bize ihtiyaç duyuyorlar bu yönde motive ediyorlar? Ya da daha başka bir ifadeyle neden gelişmiş ülkeler ucuz iş gücü ithal etmeden var olamıyor?

    Odaklanmamız gereken, gerçekten İngiltere ‘sermayeyi’ ve mevcut düzeni üzmeyecek biçimde daha akıllıca çözümler üretemiyor mu? Gerçekten Almanya yola asfalt sermek için mültecilere mi ihtiyaç duyuyor? Gerçekten İsviçre hamburger yaptırmak için, iğne yaptırmak için, musluk tamiri yaptırmak için Almanya’dan birilerini mi getirtiyor?

    Peki bu göç dünyada daralan iş imkanlarını düzeltecek mi? Gelir adaletsizliğini düzeltecek mi? Hastane sırasını, içimizi yiyip yok eden umutsuzluğu bitirecek mi? Bunları söyleme amacımı maruz görün,göçe karşı değilim, göçmenlere de. Hatta dünyanın birbirine yakınlaşması için büyük bir fırsat ele geçirdiğimizi düşünüyorum. Fakat bence bizim yaptığımız sadece gelecek sonumuzu yavaşlatmak. Günlük, geçici çözümler bulmak.Bunu yapmak uzun vadede sorunlarını çözüyor mu, çözüyorsa ne ala. Çözemiyor olacak ki Avrupa’nın her noktasında bu kötü gidişat daraltılara sebep oluyor faturası da azınlıklara, mültecilere, farklılara yükleniyor.

    Halbuki elimizde büyük bir koz var: Teknoloji. Devletler para akışını doğru yönlendirirse belki de ucuz iş gücü olarak çalışacak hamburger yapıcıya gereğimiz kalmaz; öyle bir mesleği unuturuz. Örnek olarak evler tamiri kolay biçimde tasarlanırsa, standartlar olursa eminim ki ‘evde tamir et’ applikasyonları popüler olur, çağa ayak uydurmuş oluruz. Hele her mahallenin istediği parçayı basabilecek mini fabrikaları olursa… İnsanlar ihtiyacı olanı kolayca ve teknik detaylara girmeden elde edebilirse neden klozet tamirine 2 günlük maaşını versin diye sormadan edemeyeceğim.

    Evde 3d yazıcılar ile bir şeyler yapmaya çalışanlar var, fakat bu artık bir norm olursa güzel olmaz mı? Arabanın parçası için kolayca ulaşabileceğin ürettirebileceğin yerler olsaydı, aynı telefon kullanmak gibi en cahil insanın bile kolayca yapabileceği bir hale gelseydi, sürdürülebilir bir yaşamı benimseseydik bu gerçekten ucuz iş gücünden daha insani olmaz mıydı? Bir yandan uzayda koloni kurma hayalleri kurarken bir yandan yaşlanan nüfusa hizmet açığını kapatacak bir çözüm bulamamamız bir tek bana garip gelmese gerek. Kim bilir belki de bir gün çok daha refah içinde yaşayabiliriz, hem de kimseyi sömürmeden.

    gemini generated image vuzyjkvuzyjkvuzy